köle Nar Ezgim

Efendimden gelen bir telefonla yüreğim ağzıma geldi. Görüşecekti Efendim benimle.. Belirsiz bir kaç durum vardı ama bunlara rağmen mutlaka 2 gün geç dahi olsa buluşacaktık. O gün deli bir çocuk gibi ordan oraya koşuşturdum. Heyecanla bekledim geçsin diye günler. Aklıma değişik değişik 100lerce sahne geliyordu.
Ciddiye binmesi biraz ürkütüyordu beni. Falaka videoları geçiyordu gözlerimin önünden. Sonra görseller..
Köle yerden mama yerken, köle 4 ayak üzerinde, köleye kızgın şiş dağlanıyor uppss..
Efendim havalimanından telefon açana kadar böyle şeyler aklıma gelip gelip gidiyordu. Kanepeye sünmüş şekilde bunları düşünüp kendimi korkutuyordum aptallar gibi.

Hiç bir beklentiye veya birşeye kendini hazırlama. Şartlandığın hiç birşey yaşanmayacak.

Bu sözleriyle Efendimin biraz daha içim rahatladı. Öyle ya belirli bir beklenti bana ya hayal kırıklığı ya da gereksiz korku verecekti. Efendime aptalca düşündüğümden dolayı üzgün olduğumu söyledim..

IQ seviyesi ne olursa olsun, her köle aptaldır.

Bunu o an çok fazla anlayamamıştım.. Heyecanım çok fazlaydı telefonla konuşurken.
Peki Efendimin yanında bayılıp kalırsam 🙁
Tekrar kafamda olur olmaz sahneler canlanıveriyordu. Ama en çok falakanın buz gibi yüzünü hayal ediyordum. Ayaklarıma kan oturmuş halde çığlık çığlığa falaka yerken.
Sonra yerde uyurum belki de 🙁
Öyle ya haketmem lazım Efendimle uyuyabilmem için. Ya beceremezde uslu olmayı yerde yatarsam. Çantaya bir kalın kazak tıkıştırıyorum..
-Yerde yatarsam bunu giyerim..
****

Pazartesi günü x şehrinde saat 6 da görüşeceğiz Nar!

****
Pazar günümü çok sakin geçirdim. Tüm işlerimi 5 gün sonrasına erteledim güzelce.
Sabah yolculuk başlamıştı. Nasıl gideceğimi biliyordum. Gögüslerimi fırlatan bir bluz giydim. Ve bir yolculuk için fazla olan makyaj vardı yüzümde. Cırt kırmızı ojeler tabi takımı bozmamak adına çingene kırmızısı ruj..
Abes birine bakar gibi bakıyorlardı bana. Çok ta umrumda olmadı bu tepkiler. Heyecandan ölüyordum. Sonra sakinleşiyor bazen sanki bir rüya gibi hissediyordum. Otogara inene kadar Efendimle buluşabileceğim uçuk bir rüya gibi geliyordu.

Onu hiç görmemiştim. Bana yüzünü hiç göstermemiş bir adama gidiyordum, içimde dünyaları yıkacak kadar büyük bir güvenle. Bir başkasına anlatsam deli olduğumu zanneder. Hele ki bu kadar sahte insanların arasında olup birine güvenip o kadar yol tepmem.. Olacak iş değil..
Ama Efendim beni kölesi olarak huzuruna almazdan önce de vardı ona karşı güvenim. Hiç bir aykırı düşünce yıldıramazdı beni. Ölmek var dönmek yok misali..
Hayalkırıklığını bile göze almıştım. Daha fazlası da olamazdı zaten . Otogara girdiğim anda mesaj attım. Onu nasıl tanıyabileceğimi bilmiyordum:(

Valizimi alırken bagajdan, bir adam bana bakıyordu.Arkasında pembe renk gül dalları vardı. Çok çekici bir adam. Emin olamadığım için ayran budalası gibi bakmadım yüzüne. Bir çok yolcu yakını vardı etrafta. Sarmaş dolaş olup ayrılıyorlardı aracın önünden..
Hala ordaydı. Ben kollarımda gereksiz çanta kalabalığı ile cep telefonumu kurcalamaya tam teşebbüs etmişken içim ılık bir şekilde ürperdi.
Adama döndüm ve yürüdüm ona. Tepkisel olarak sakin bakışları vardı. Beni sınar gibiydi gözleri. Ben Nar değilmişim kadar sakindi. Sarıldım ona. Gözlerim saniyede doluverdi. Yanlış birşey yapacak gibi korkuyordum bir yandan. Yorulmuştum ve üşüyordum. Elimde ki çantaları savuruyordum. Yardım etmedi ve aksine dalga geçti benimle. Gözlerine bakıp bakmamak arasında kararsız sinsice takip ediyordum onu. Gözleri çok güzeldi. Hayat fışkırıyordu aralarından. Kırptığı anda yokolacak bir hayat. Eve doğru yürüdük. Yorgunluğum bitmeyecek gibi gözüküyordu.

Ev 5. katta.. Ha birde asansörde yok. (gülümsüyordu) Birazcık yorulacaksın.

Hiç de yorulmadım aslında :)) çıkmaya başladık merdivenleri..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir