köle Nar Ezgim
MasterDaPain'in kölesi Pınar

MasterDaPain'in kölesi Pınar

Yağmurlu bir geceydi. Efendim giyindi.

Ben çıkıyorum.!

- Efendim ben peki 🙁 Ben de gelebilir miyim? Efendim geleyim yalvarırım.

Gel!

Üstüme başıma hızlıca birşeyler geçirip takıldım Efendimin peşine. Bir müddet yağmur sebebiyle aynı şemsiyeyi paylaştık Efendimle. Tabi fırsatçı bir köpek oluşum sebebiyle Efendime yapıştıkça yapıştım. Çok sürmeyen yağmur ile keyfim yarı da kaldı..
 
Şarap ve bira alıp yolumuza devam ettik. Efendim havanın açılacağını biliyordu. Sahil boyunca konuştuk. Ve Efendimle dalgakıranlarda durduk. Kayaları döven denizi izliyordum ve kararlı bakışlarıyla uzaklara bakan Efendimi..

Öpüşler değerlidir. Harcanmak için değildir..

Günlerdir dudak öpücüğüne takmış biri olarak bu sözleri beynime kazıyordum.
Ardından Efendim dudaklarıma değdirdi dudaklarını ve dakikalarca öptü beni. Ahh Efendim o öpücük bana neler kattı bir bilseniz. Yüzlerce umut oldu bana yüzlerce hayat verdiniz içime.. Varlığımı kutsarcasına olan o öpüşünüz..
 
Kumsala yürürken hep bunu düşündüm. O öpüşü ve günlerce bekleyişimi.. Her fırsatta yalvarıp yakardığım o öpücük beni hiç beklemediğim bir an da yakalamıştı. Bu gerçekten Efendime olan hayranlığımı iyice pekiştirdi.. O gece ciddi anlam da gönül sarhoşluğu yaşadım. Ve tabi ilginç deneyimler de.. Çişim geldiği için sızlanıp duruyordum..

E yap buraya.!

Dalga kıranların altında köhne bir köşeyi gösteriyordu Efendimin parmağı. Alaycı bir sesle söyleyip gülümsedi bana. Neşesine ortak olup bu fikre ben de gülümsedim bir an. Komik bir şaka sandım..

Bu bir emir git işe oraya!!

Upsss... Denizin ay ışığından çaldığı yakamozlar kıçımı parlatıyordu o karanlıkta. Emir olduğu için el mahkum indim ve işemeye başladım 🙂 Eğlendiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Külotumu çekerken bir hırçın dalga kıçımı yalarcasına ıslattı beni. Efendimin verdiği peçeteyle kurulanıp yürüyüşe devam ettik. Bu defa upuzun bir sahil şeridine doğru..
Elimiz de içki şişelerimiz ve beraberin de yumuşamış bir fırtına sonrası hava eşliğin de. O anı bir şekil de ölümsüzleştirmek isterdim inanın. Öpülmüş bir kölenin mutlu yüzünü görmenizi isterdim.. Ya da yaşamanızı..
 
Dalgaları ve bulutların arasın da bir gözüküp bir kaybolan dolunayı izliyorduk.. Derin konular öbek öbek yerleşmişti sohbetimize. Hızlı düşünüyordum. Hem konuya hakimdim hem Efendimle yaşamış olduğum güzel günlerin hayallerine..
Binlerce şükür duasına koyuldum sessizce. Efendimin bu güzel gecesine eşlik edebilmiş olmanın gururu içinde..
Ait olduğum yeri bulmuştum. Efendimin yanı başında acı veren ellerinin gölgesin de.. Tüm bunları şu an bile düşününce sanki o gecenin karanlığın da ince rüzgara saçlarımı okşatıyormuşum gibi geliyor. Herşey o kadar gerçek ki.. Gerçek olamayacak kadar güzel ki hatta.. Ben bunları hakettiğim için kendimle çıldırasıya sevişebilirdim bile..
Ve Efendim o gece bana bir şey şöyledi. Başını göğe kaldırmış bilge bir denizci gibiydi. Havaya karışıyordu adeta bakışlarıyla. Kollarına girmiştim ve şarap yudumluyordum. Göz ucuyla bana baktı ve hafifçe gülümsedi.

Bazı şeyler yalnızca bir defa oluyor.. Gerisini bekleyerek sadece o anın güzelliğinden mahrum kalıyoruz. Bak şu havaya. Bir çok defa aynı şekil de olacak gökyüzü. Ama bu şekil de olmayacak. Çünkü bu gün olmayacak.. Ayın kayboluşunun ardından sürpriz bir şekil de belirip yakamozlar yakışını ve denize karışmasını izle.. Bir hediye gibi. Bize kendini gösteriyor gibi.. Kaybolunca tekrar üzülmek yersiz. Hayatta birnevi böyle Pınar. Güzel şeyleri yitirdiğin de asla üzülme. Güzel şeyleri yaşama hakkına sahip olabildiğin için sevin.

Hayrandım..Günler önce panikle;
- Efendim sizinle öyle güzel şeyler yaşıyor ve öğreniyorum ki zannedersem bunları kaybettiğim de hiç kimse ve hiçbirşey telafi edemeyecek içime oturacak olan boşluğu.. Ben ozaman ne yapacağım 🙁 ..demiştim.
O an öylesine geçiştirildi zannetmişken böylesi kusursuz bir gece de gelen ikna edici bu konuşma..
Efendime hayrandım.. Akıla gelecek her ne varsa yapmaya hazırdım Efendim için. Bu aşk değildi..
 
Bu derinlemesine bir bağ hatta benim için geri dönüşü imkansız bir bağımlılıktı.. Yoksunluk yaşamak istemiyordum hiç. Ama bu güzelliği yaşamış olmakla bile yetinebilirdim ömrümce. Ayaklarının altı için delirdiğim Efendim.. Size tüm kalbim, bedenim ve itaatimle mühürlüyüm.. Yalnız sizin acizane kulunuzum. Bunun yanı sıra gücü sınanmaz bir savaşçıyım yolunuz da. Sizin için savaşan bir savaşçı.. Kendisiyle bile savaşabilen..
 
Bir ara önümüzden bir çift geçti. Genç kadınının ayakkabıları epey topukluydu. Hayretle ve imrentiyle baktım. Helal olsun dedim içimden. Kumsalda bile çok rahat yürüyor ayakkabılarıyla. Nazar mı değdirdim bilinmez bir süre sonra feci bir şekilde tartışmaya başladılar. Neyse ki müdahale ihtiyacı duyulmadan uzlaştılar araların da. Ben ilk sıkıntılı çiş yapmayı başardığım için 2. çişimi çok çok rahat yaptım sahil de 🙂 Kendime şaşırdım bir yandan da. İşaretleyen köpekler gibi işiyordum.
Bu kimisine pis gibi gözüken durumu bu kadar fazla kafama sokmamın sebebi Efendimin yanın da ve dışarı da bu şekilde rahat hareket edebilmemdi. Ayıplanacak olmam umrum da bile değildi o an. Eve dönerken en sevdiğim tatlıdan aldı Efendim. Afiyetle yedik. Aslın da ekler bile lezzet olarak sollayamıyordu Efendimden temin ettiğim o güzelim proteinin tadını.. Sabaha karşı feci bir gökgürültüsüyle sıçradım mızıklayarak. Efendim sarılıp beni sakinleştirdi ardından. Köle olduğumu unutmadan mest oldum.
 
Canım Efendim korkumu almış ve kollarının arasın da uyutmuştu beni..

Bazı şeyler yalnızca bir defa oluyor için 6 cevap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir